1987 yılında Hatice ve Hasan Davras çifti, Yeşilada’nın sokaklarında yaşanan büyük turist hareketliliği karşısında hayatlarının en önemli kararlarından birini aldı. O yıllarda Eğirdir Yeşilada, özellikle yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekmeye başlamıştı. Amerika’dan, Fransa’dan, İngiltere’den, Hollanda’dan, Avustralya’dan ve Yeni Zelanda’dan gelen ziyaretçiler, kalacak yer bulmakta zorlanıyor, hatta bazı turistlerin sokaklarda konakladığı dönemler yaşanıyordu.
Davras ailesi, evlerinin önüne kadar gelen turistleri geri çevirmedi. Onları kendi evlerinde misafir etmeye başladılar. Gönül kapılarını açan aile, kısa süre içinde bu misafirperverliğin büyük bir dostluğa dönüştüğünü gördü. Ardından evlerini pansiyona çevirmeye karar verdiler ve Göl Pansiyon’un hikâyesi böyle başladı.
Bugün Hülya, Necla, Ahmet ve Sema Davras kardeşler tarafından işletilen Göl Pansiyon, sadece bir konaklama yeri değil; yıllardır devam eden dostlukların, anıların ve aile bağlarının adresi oldu.
39 yıldır değişmeyen misafirler
Göl Pansiyon’un en dikkat çekici özelliği ise yıllar önce gelen turistlerin hâlâ aynı sıcaklıkla geri dönmesi.
Üniversite yıllarında Yeşilada’ya gelen, burada güzel anılar biriktiren misafirler; yıllar sonra evlenip çocuklarıyla, hatta torunlarıyla birlikte yeniden Göl Pansiyon’un kapısını çalıyor.
50 yaşından 80 yaşına kadar birçok yabancı misafir, yıllar geçmesine rağmen bu küçük aile pansiyonunu unutamıyor. Çünkü onlar için burası sadece bir tatil noktası değil; huzur buldukları, kendilerini aileden hissettikleri özel bir yer.
Çınar ağacının anlamlı hikâyesi
Pansiyonun önünde bulunan dev çınar ağacı ise adeta bu hikâyenin simgesi haline gelmiş durumda.
Yıllar önce bir turist, ağacın dallarını Davras ailesinin çocuklarına benzetmiş. Ağacın üç dalını ailenin üç kızına, diğer ayrı duran dalını ise evin tek oğlu Ahmet’e yakıştırmış.
Bugün o çınar ağacı, geçmişten geleceğe uzanan bir aile hikâyesinin canlı şahidi olarak Göl Pansiyon’un önünde misafirlerini karşılıyor.
Dünyaca unutulmayan kahvaltı lezzeti
Göl Pansiyon’un ünü sadece misafirperverliğiyle değil, özel hazırlanan kahvaltısıyla da biliniyor.
Ev yapımı ürünlerle hazırlanan kahvaltı sofraları, yıllardır yabancı turistlerin en çok konuştuğu anlardan biri oluyor. Özellikle ev yapımı vişne reçeli ile Eğirdir’in meşhur yöresel sütünden hazırlanan süzme yoğurdun birleşimi, misafirlerden büyük ilgi görüyor.
Bir yabancı turistin bu lezzet için söylediği söz ise hafızalarda kalıyor:
“Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir tat bulamadım.”
Anne ve babadan kalan miras
Hatice ve Hasan Davras çiftinin başlattığı bu güzel yolculuk, onların vefatından sonra da çocukları tarafından devam ettiriliyor.
Hülya, Necla, Ahmet ve Sema Davras kardeşler; anne ve babalarından kalan bu değerli mirası aynı sıcaklıkla yaşatıyor. Yıllar önce kapılarını açtıkları misafirlerle bugün hâlâ görüşüyor, gelenek haline gelen dostlukları sürdürüyorlar.
Eğirdir Yeşilada’nın göl kıyısında sessiz ve sakin bir köşede bulunan Göl Pansiyon, aslında sadece bir pansiyon değil…
Burası; farklı ülkelerden insanların aynı sofrada buluştuğu, yılların dostluklara dönüştüğü, samimiyetin ve aile sıcaklığının dünyaya açıldığı özel bir hikâye.
Gazeteci Kemal Erben bugün sabah saatlerinde başladığı yürüyüşüne Yazla Mahallesinden başlayarak Yeşilada’yı geçtiği sırada Davras kardeşlerin misafirperverliği ile karşılaştığında önüne hemen ev yapımı turist misafirlere ikram edilen ıslak tatlı ve Nefis Türk Kahvesi geldi…
Bazı yerler sadece konaklanmaz; yaşanır. Göl Pansiyon da işte böyle bir yer…
Yolunuz açık olsun nice 40. Yıllara Göl Pansiyon ve Davras kardeşler…


0 Yorum
Habere dair görüşlerinizi paylaşın. E-posta adresiniz yayınlanmaz.